Malum tatilin başlamasıyla birlikte rafta beni bekleyen kitaplarıma bir göz attım. İnce olması ve daha önce okumadığım bir yazar olması nedeniyle Tezer Özlü “ Çocukluğun Soğuk Geceleri “ romanını tercih ettim.
Roman yazarın çocukluk yılları ve hayatı arasında gidip gelen bir yapıya sahip, betimlemelerin çok fazla olması beni biraz yordu açıkçası. Mekan tasvirleri, zaman tasviri, olay tasviri derken cümlenin başını unuttuğunuz konuyu bir türlü kavrayamadığınız anlar geliyor, en azından benim için böyle oldu.
Biraz buhran yaratan bir yapıya sahip, ölüm duygusu üzerinde çok fazla durulmuş. Ruh haliniz depresifse bu kitabı okumayı biraz erteleyin derim.
İçerisinde hoşuma giden alıntı yapılabilecek çok az bölüm oldu, bunlardan biri :
“Yaşam, şimdi ancak kavranılması ve anlaşılması gereken;oysa yaşanması, gerçeğine inilmesi ilerideki yıllara atılan bir yabancı öğe gibi önümüze getirilmiş. Coğrafya derslerine getirilen yerküre gibi. Kimse yaşadığımız mevsimin, günlerin ve gecelerin yaşamın kendisi olduğundan söz etmiyor. Her an belirtilen bir öğretiye , bizler hep hazırlanıyoruz. Neye? ”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder