13 Nisan 2015 Pazartesi

Etamin İşliyoruz

Uzun zamandır yazamazken, şu en stresli yoğun dönemde geçtim bilgisayar başına bloguma bir yazı yazayım dedim.
Halbuki yazmam gereken bir bitirme tasarım projesi, çalışmam gereken bir sürü sınav var, ama kafa dağıtmak lazım değil mi. İşte bunu bu sıralar etamin işleme yaparak gerçekleştiriyorum. Koşturmacanın arasında cuma günü soluğu Eminönü'nde aldım. Aman Allahım neler neler varmış orda ben sadece süsleme malzemeleri olan kısımları gezmiştim ama bunun bir de nakış, dikiş, çeyiz, bohça ooo ne ararsan var kısımları varmış. Biraz kaybolsam da sora sora Bursa Pazarını buldum. Şimdi tarif edin deseniz inanın o kadar çok sokaktan girdim çıktım bilemicem nasıl anlatılır :)

Neyse efendim, Bursa Pazarı envaye çeşit kumaşın satıldığı bir pasaj, her türlü işleme dikiş işi için aradığınız her kumaşı bulabilirsiniz ben bunu anladım. Ben de etaminimi aldım, çıkıştaki yaşlı amcadan da iplerimi iğnemi aldım dönüyordum ki kasnak almayı unuttuğum aklıma geldi bi dahaki sefer artık alırım deyip bi güzel mutfak alışverişimi de yapıp döndüm evime .

Tabiki ilk bi işe başlamanın heyecanını isteğini anlatmak mümkün değil, birkez ortaokuldayken etamin işlemiştim. Becerebilir miyim beceremez miyim derken aldım elime kumaşı renkli iplerimi başladım model çıkarmaya, acemilikte olsa iyi iş başardım diye düşünüyorum. Şu aşağıda gördüğünüz işleme bana ait efendim :)

Başka neler yapılabilir etaminle tabiki bunu da araştırdım elimdeki iş bitince onlara da başlayacağım. Çok güzel kaynaklı çerçeveler yapılmış. Şöyle bir bakarsak : (resimler alıntıdır, kendim yaptığımda el emeklerimi koyacağım inşallah :)




Etamin seccade modelleri gerçekten çok güzel ve buram buram emek kokuyor :

Kim yaptıysa ellerine sağlık diyorum.

Havlu işlemeleri :


Vee daha bir sürü şey yapma imkanı var arkadaşlar etamin deyip geçmeyin :)
Bunlar size fikir olmuştur umarım kendi işlerim olmadığından başkalarının emeklerini izinsiz kopyalamak istemedim.
Kendi modellerimizi oluşturmak dileğiyle, hobili ve neşeli günleriniz olsun :)




10 Mart 2015 Salı

Baby Shower

Bebeğiniz geliyor...
Artık son günler, son hazırlıklar ve sabırsızlandığınız bu günü yakınlarınızla kutlamak için son dönemde epey popüler olan 'Baby Shower' ları tercih edebilirsiniz. Bu konuda başı Demet Akalın çekmişti benim hatırladığım kadarıyla, sonrasında epey moda oldu hemen hemen her bütçeden anne adayının bebeği için yaptığı eğlenceli bir gün halini aldı.
Peki neler yapılır bu etkinlikte araştırdım. Önümüzdeki beş on yıla ancak anne adayı olacak ben sırf merakımdan ve hobi olarak hoşuma gittiği için ilgileniyorum bunlarla öncelikle belirteyim de :)

Baby Shower Etkinlik Listesi


  • Bebeğiniz için bir dilek ağacı oluşturabilirsiniz, bu konuda yaratıcılık size veya organizasyonu yapan ekibe kalmış tamamen.
  • Hediye köşesi ve hediyeleri açma anı epey eğlenceli olacaktır. Bunun için daha önceden bir ihtiyaç listesi oluşturulup davetliler arasından istediklerini seçebilir.
  • Oyunlar oynayın.
  • Dans edin, tabi çok hoplamadan zıplamadan.
  • Karnınızı boyayın .
  • Bol bol fotoğraf çekin bu anı ölümsüzleştirin.
Peki hazırlık için neler yapabilirsiniz ?
Öncelikle renk ve konsept hakkında kafanızda bir plan oluşturun. Kız pembe erkek mavi klişesini aşmakta fayda var diye düşünüyorum.
  • Süslü davetiyeler hazırlayabilirsiniz.
  • Ev süslemelerinizi konseptinize uygun yapabilirsiniz.
  • Şekerlemeler ve çikolatalarla tatlı bir köşe hazırlayabilirsiniz.
  • Cupcakeler, kurabiyeleri bebeğinize özel tasarlayabilirsiniz.
  • Günün anlam ve önemine uygun anneli bebekli, emzikli birçok pastadan birini seçebilirsiniz.
  • Zıbın ağacı oluşturabilirsiniz.
  • Bebek bezi pastası olmazsa olmaz tabi .
  • Gelenlere o günün hatırası hediyeler verebilirsiniz. Bunlar kokulu taşlar, sabunlar, şekerlemeler, magnetler ve daha bir dolu şey olabilir.
Organizasyon fikirleri ve siparişleri için mail atabilirsiniz.
Tüm annelere ve anne adaylarına sağlık ve mutluluk diliyorum :)

9 Mart 2015 Pazartesi

Rahmi Koç Müzesi

Miniatürk gezimizin ardından rotamızı Rahmi Koç Müzesi'ne çevirmiştik, ancak yazmak için yeni fırsat bulabiliyorum.
Miniatürk'ün önünden geçen 47, 47Ç, 47E, 47N otobüsleriyle Kırmızı Minare durağında inerek müzeye ulaşmanız mümkün. Öğrenciler için giriş 5 Tl.
İçerisi çok çok büyük erken gidip rahat gezmekte fayda var, kapanış saati akşam 18:00.

Müzede neler var sorusuna gelirsek :)
Müze numaralandırılmış bölümlere ayrılmış böylece gezme işi kolaylaşıyor. Su altı dünyası, Atatürk köşesi, Rahmi Koç'un koleksiyonları ama öyle böyle koleksiyonlar değil ne ararsanız var gerçekten, Rahmi Koç'un kişisel eşyaları, klasik otomobiller, nasıl çalışır bölümünde bilgisayar, çamaşır makinası, fırın, otomobil, bisiklet gibi çeşitli araçların nasıl çalıştığı modellenmiş. Klasik otomobiller bölümü benim en çok ilgimi çeken yer oldu her arabayı ayrı ayrı inceleyip fotoğraf çekmek eğlenceli oldu :)
Aa bir de unutmadan zeytinyağı fabrikası modellemesi gerçekten çok güzel olmuştu, sistemin nasıl çalıştığı da bir panoda anlatılıyordu.

Nostaljik bölümde ise tramvaylar, atlı araçlar, trenler vardı, bunların içini gezmekte mümkün oldu.
Denizaltı için erkenden bilet almak gerekiyormuş maalesef biz yetişemedik sizin aklınızda bulunsun erkenden alın biletlerinizi.
İnsanın hiç ayrılası gelmese de gezerken epey yorulduk ve gezimizi sonlandırdık bu güzel günden birkaç fotoğraf paylaşalım :)
Kesinlikle tavsiye ederim, gidin ve zamanda yolculuğu gerçekleştirin.







3 Mart 2015 Salı

MİNİ MİNİ MİNİATÜRK

Upuzunn bir İstanbul’da gezilecek yerler listesi yapmıştım ve gezilere startı bu hafta sonu verdik. Şimdi merakla nerelermiş oralar diyebilirsiniz ama dediğim gibi liste upuzun tam tamına 100 yer belirledim şimdilik :)
Gezdikçe göreceğiz nereler varmış listede..
İlk durağımız Miniatürk oldu. Öncelikle Miniatürk’e nasıl gidilir sorusunu cevaplayalım. Miniatürk’ün tam önünden geçen otobüsler 41ST, 47, 47Ç, 47E, 47N. Müze her gün 09.00-18.00 arası hizmet verip tam bilet 5TL, öğrenci öğretmen 3 TL.
Benim size tavsiyem mümkün olduğunca erken gidip doya doya gezmeniz ve inceleme yapmanız olacaktır. Çünkü Türkiye’nin hemen hemen her yerindeki ve birkaç Osmanlı eseri burada yer alıyor. İnanılmaz güzellikte yapılmış minyatür eserler insanı büyülüyor. Ayrıca size gezi için verilen kartları eserlerin önündeki barkodlara okuttuğunuzda eserin tarihi ve yapılışıyla ilgili bilgi veriyor. 
Uğurcumla yaptığımız bu gezide bizim en beğendiğimiz eser Mardin Evleri oldu. Boğaziçi köprüsünden yürüyerek geçmekte bambaşka bir duygu. Ama tüm eserler görülmeye değer ve gerçekten emek sarfedilmiş çalışmalar, gitmeniz şiddetle tavsiye edilir.
Tabi bir de gitmeden hava durumuna bakmakta fayda açık alan sonuçta üşümeyelim dimi :)

FlyRide ‘ı belki duymuşsunuzdur ya da türevlerinden birini helikopterle İstanbul Simülasyonu diye. Gitmişken bunu da deneyelim dedik. Biletler İstanbul turu için 8 Tl, Anadolu turu 10 Tl ikisini birlikte alırsanız 13 Tl ve yaklaşık 20-25 dakika sürüyor. İstanbul turunu ben çok beğendim ancak Anadolu turu çok eksik kalmıştı, bir Ankara’lı olarak başkentin bu turda yer almaması beni rahatsız etti açıkçası. Ayrıca buraya girmeden birkaç konseptte fotoğrafınızı çekiyorlar, alma zorunluluğu yok deneyin ve yeşil ekranın nimetlerinden faydalanın derim, epey eğlenceli.
İçeride restoran ve hediyelik eşya alanları da yer alıyor, fiyatlar bana biraz fazla geldi tabi öğrenci bünyesiyle :)
İyi gezmeler, iyi eğlenceler umarım faydam dokunmuştur sizlere :)
Gezimizden birkaç fotoğraf ;


 SULTAN AHMET CAMİİ

HAYDARPAŞA GARI


MARDİN EVLERİ

ARTEMİS TAPINAĞI

25 Şubat 2015 Çarşamba

Yürüyüşün Faydaları

Merhabalar,

Bugün yürüyüş ve koşu yapmanın faydalarını araştırdım benim gibi merak edenler için. Bir süredir spor salonuna gidiyorum ve kullanabileceğim aletler sınırlı olduğundan koşu bandı ve bisikletle çalışıyorum. Bugün de yine koşarken aklıma geldi kilo veremesem de (henüz J )faydaları nelerdir yürüyüşün diye ve şu bilgileri edindim :
Öncelikle şunu söyleyelim tüm kaslarımızın çalışmasını sağlayan bu spor tüm hekimlerce tavsiye ediliyor ancak çeşitli rahatsızlıkları bulunan kişilerin doktora danışmadan yürüyüş, koşu yapmamasını öneririm.
Faydalarını ise şöyle sıralayabiliriz :
  1. Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
  2. Kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
  3. Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahatta kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
  4. Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.
  5. Kan basıncını düzenler.
  6. Kalp kasının yan damarlardan beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
  7. Şişmanlık riskini azaltır.
  8. Sindirimi kolaylaştırır.
  9. Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
  10. Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
  11. Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
  12. Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
  13. Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
  14. Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
  15. HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolesterol) dengesini düzenler.
  16. Koordinasyona olumlu etki yapar.
  17. Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
  18. Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
  19. Dayanıklılığı artırır.
  20. Yorgunluk duyumunu engeller.
  21. Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
  22. Vücudun doğal keyif verici hormonları olan endorfinlerin salınımını sağlar.
  23. Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç görünüm sağlar.
  24. Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.
Bunun yanı sıra şu bilgileri de söylemek gerekli, yürüyüş yaparken vücudu saran hava almasını engelleyen kıyafetlerden uzak durulmalı, özellikle naylon kıyafetlerden kaçınılmalıdır. Ayakkabı seçimine özen gösterilmeli tam ortopedik, yumuşak tabanı aır olmayan ayakkabılar tercih edilmelidir.
Yürüyüşün temposu ve yoğunluğu değiştirilmelidir. Mesela ben ilk 5 dakika hafif tempoda yürüyorum, daha sonra hızımı biraz artırıp devam ediyorum, arada bir 5 dakika çıkabileceğim maksimum hızda koşup bir önceki hızıma dönüyorum ve en son hafif tempoya alarak kaslarımın dinlenmesine izin veriyorum.
Sağlıklı günleriniz olsun J



18 Şubat 2015 Çarşamba

Türk Çayı

"Adamlar bana çay verdi çay !
Çay veren adam hiç kötü olur mu ? Aklın mantığın kesiyor mu ?"



Leyla ile Mecnun dizisinde İsmail abimiz bu sözleri söyleyince dedim işte Türk insanı ve çaya bakış açımız. Bizde çay kutsaldır, herşey çay ile çözülür,yorgunluk çay ile atılır, efkarlar çay ile demlenir.
Kahvaltımız çay simittir, televizyon keyfimiz çaydır.

Çay kendine ne dizeler yazdırmıştır ünlü şairlere ;
…çay bulaşıcıdır, efkar da…
Bekir Erdoğan
…biz çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz…
Oğuz Atay
…soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm…
Nevzat Çelik
…her gülümseyişin de tüm ülkeye çay ısmarlayayım, seninleyken bir yudum çay zenginleştirilmiş uranyum gibi enerji veriyor bana…
Murat Menteş
…çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile uzak kalamam gözlerine…
Sunay Akın

Tabi ki yapılan araştırmalar da bunu destekleyen nitelikte, dünyada en çok çay tüketilen ülke Çin olmasına karşın kişi başına tüketilen çay oranı en yüksek ülke olma sıfatını kimseye kaptırmıyoruz.





Peki çayın faydaları ve zararları nelerdir bunu da bilmek gerekiyor diye düşünüyorum, her ne kadar  bunları bilmemiz çaya olan aşkımızı değiştirmeyecek olsa da :)
  • Çayın en büyük özelliği yorgunluk giderici ve sakinleştirici etki yaratmasıdır.
  • Kan dolaşımını hızlandırır ve zihin açıklığı sağlar.
  • Kalp hastalıklarını önlemese de damarların genişlemesine neden olduğu için kalp hastalıkları risklerini azaltmaktadır.
  • Çay içerisinde bulunan potasyum sayesinde ishal kusma gibi durumlarda vücudun potasyum dengesini sağlamaya yardımcı olur.
  • İçerisinde bulunan kafein nedeniyle uyarıcı etkisi vardır ve fazla tüketiminde uyanık kalmayı sağlar.
  • Üzerine yapılan çalışmalar hala devam etse de çayın kansere karşı koruyucu etkisi olduğu düşünülmektedir.
  • Mide ve yemek borusu kanserlerini azalttığı düşünülmektedir.
  • Vücuttaki kemiklerin mineral yoğunluğunu koruyucu etkisi vardır.
  • Bağışıklığı artırmaktadır.
  • Diş hastalıklarını önlemektedir.
Ama tabi ki her şeyin aşırısı zararlı bunun da bilincinde olarak günde 4-6 fincan çayın üzerine çıkmamakta fayda var.

Yapılan araştırmalar aşırı çay tüketiminin sinir bozukluğu, kabızlık, yüksek tansiyon, baş ağrısı, el titremesi ve uykusuzluğa neden olduğunu kanıtlamaktadır.

Son olarak,içtiğiniz her bardak çay için bir bardak su tüketmeyi unutmayın.
Sağlıklı günleriniz olsun.







15 Ocak 2015 Perşembe

Limonlu Suyun Faydaları

Sabahları bir bardak sıcak suya bir limon sıkıp içmeye çalışıyorum bir süredir. Peki faydaları nelermiş bu limonlu suyun bir araştırayım dedim bilinçsizce içmeyelim değil mi.


  • Zaten bildiğimiz gibi limonlu su C vitamini deposu, günlük C vitamini ihtiyacımızın yaklaşık %30'unu karşılıyormuş.haliyle bağışıklık sistemimizin de güçlenmesine yardımcı oluyor.
  • Vücutta asit dengesinin oluşturulmasını sağlar. Mide asidi insanın acıkmasına dolayısıyla kilo alma eğiliminin yüksek olmasına neden olur, sabahları aç karnına içilen limonlu suyun zayıflamaya da yardımcı olduğu bilinmektedir.
  • Diş eti iltihapları ve diş ağrılarına iyi gelen limon aynı zamanda ağız kokusunun da önlenmesini sağlamaktadır. Ancak limonlu sudaki sitrik asit diş minesini aşındırabileceğinden limonlu su içtikten sonra dişleri fırçalamaya özen göstermeliyiz.
  • Limonun sakinleştirici etkisi olduğunu bilmem biliyor muydunuz. Endişeyi ve depresyonu azaltan etkisiyle sakinleştirici olarak kullanabilirsiniz limon suyunu.
  • Daha enerjik hissetmemize neden olan limon asitlik derecesini düzenleyerek vücut direncimizi artırır.
  • Sindirimi kolaylaştırır. Midedeki yanma ve şişkinlik hissine iyi gelir.
  • Potasyum, kalp, beyin ve sinirlerin fonksiyonlarının düzenli çalışmasını sağlar ve limon tam bir potasyum deposu unutmayalım.
Limonun faydaları saymakla bitmez arkadaşlar, napıyoruz o zaman vücut sağlığımız için her gün limonlu suyumuzu içiyoruz.

(Çok ekşi gelir de içemezseniz içerisine bir tatlı kaşığı bal ilave edebilirsiniz veya taze nane yaprakları katarak aromalandırabilirsiniz.)
Şifa olsun :)


12 Ocak 2015 Pazartesi

Gerçek aşkın "Mucize"si...


Mahsun Kırmızıgül'ün son filmi "Mucize" gerçek bir hikayeyi anlatıyor bizlere.



Güzel bir kadro güzel bir hikayeyle , Mahsun Kırmızıgül'ün dram ve birazcık komediyi birleştirdiği duygularımızı alt üst ettiği, gözyaşlarının olmazsa olmadığı filmlerinden biri olmuş. 
Film Egeli bir öğretmenin şark görevine gitmesiyle başlıyor.1960 darbe döneminde geçen filmde  Muallim Mahir yolları olmayan dağları aşarak gittiği köyde okul bile olmadığını görür, ancak geri dönmek yerine buradaki insanlara umut olur ve köye el birliği ile okul yapılıp eğitim başlar. Konuşma ve bedensel engelli Aziz, köyde deli olarak sıfatlandırılmıştır, ile muallim arasındaki dile dökülemeyen bağ ile Aziz de okula başlar.
Aziz'in babası tesadüfi olarak birinin hayatını kurtarır ve hayatını kurtardığı kişi kızını evlendirme sözü verir. Muhtarın tek bekar oğlu Aziz ile güzeller güzeli Mızgın evlenirler. Köyde herkesin bu evlilikle dalga geçmesine dayanamayan Mızgın ile Aziz köyden kaçarlar. Kış bitiminde görevini tamamlayan muallim evine döner. 
Aradan 7 yıl geçtikten sonra köye gelen muallim yanında Aziz eşi ve çocuklarını getirir, Aziz'de bir sakatlık kalmadığını görenler merakla sorarlar ne olduğunu ve Aziz'in "Karıma aşık oldum. " sözleriyle film biter.
Muallim rolü Talat Bulut'a gerçekten çok yakışmış, Mert Turak Aziz rolünü hakkını vererek oynamış. Özellikle yağmur ve kar yağan sahnelerde Aziz'in mutluluğu seyirciye çok iyi yansıtılmış. 


Bana göre eksik kalan yer, oyuncuların kimi zaman çok akıcı Türkçe konuşması, aynı zamanda Zazaca konuşmaların çok göze batar olması oldu. Keşke şiveye biraz daha ilgi gösterilseydi bazı duygular daha iyi verilirdi diye düşünüyorum.


5 Ocak 2015 Pazartesi

Filmler

Her ne kadar bütünlemeye kalmış olsam da tatil moduna girmiş bulunuyorum artık çıkamam zor :)

Uzun zamandır tatile ihtiyacım olduğunu söylüyordum ama bünye koşturmacaya öyle bir alışmış ki boş kalınca ne yapsam diye bir şaşırdım açıkçası :)


Liste epey kabarık kitaplar, diziler, filmler, yemekler, memlekete gitmek, sevdiceklerle buluşmalar ooo :)

Şimdilik izlediğim filmlere bir bakalım 
*Dikkat Spoiler içerir !



Inception (Başlangıç / 2010)
Yönetmen : Christopher Nolan
Imdb : 8.8 / 10

Rüya ve gerçeklik olgusunun aşk,özlem, aksiyon ihanet gibi duygularla anlatıldığı teknolojinin tüm nimetlerinden yararlanılan bir film olmuş kendisi.

İnsanların bilinçaltına girerek rüyalarında gizli sırlarını öğrenen, zihinlerine fikir eken bir mühendislik firmasında çalışan Cobb eşini öldürdüğü iddiasıyla çocuklarından uzak yaşamaktadır. Kendisine iş fırsatı sunan Saito ondan rakibinin oğlunun zihnine girerek şirketlerini batırmak ister, bunun karşılığında da ülkeye giriş izni ile çocuklarına kavuşma imkanı verir. Son şansı olduğunu düşünen Cobb bunu kabul eder ve rüya içerisinde rüya çalışmalarına başlarlar.
Film aksiyonla devam ediyor ne oldu ne olacak diye merakla bekliyor insan.
Nolan amca filmin sonunda da topacı döner şekilde bırakıp rüya mı gerçek mi kendimiz düşünelim istiyor ki, Cobb topacı çevirdikten sonra ona dönüp bakmıyor bile amacı çocuklarına kavuşmak olduktan sonra rüya mı gerçek mi onun için artık farketmemektedir.





Lucy (2014 )
Yönetmen : Luc Besson
Imdb : 6.4 / 10
Hiç ummadığı anda bir uyuşturucu çetesinin elinde kalan Lucy'nin karnına çok güçlü bir uyuşturucu yerleştirilir. Ve bu uyuşturucunun patlaması sonucu Lucy beyninin kullanma kapasitesi artar, %100 'e kadar ulaşır. Normal insanların beyninin genelde %2-5 'ini maksimum %10'unu kullandığı düşünülünce Lucy'nin doğaüstü güçlerini siz düşünün.
Aksiyon ve bilimkurgu bir arada, Scarlett Johansson ve Morgan Freeman da olunca izlenesi güzel bir film olmuş.




The Notebook  (2004)
Yönetmen : Nick Cassavetes
Imdb : 8.0 / 10

Noah ile Allie'nin sadakat, fedakarlık dolu aşk hikayesi anlatılmış bu filmde...

Henüz 17 yaşında iken Noah ile tanışan Allie zengin bir ailenin kızıdır, Noah'ta biraz Türk filmlerindeki gibi fakir oğlumuzdur. Birbirlerine sırılsıklam aşık çiftimiz Allie'ni ailesinin rızası olmadığından ayrılmak zorunda kalırlar ancak tam da kızımız evleneceği sırada kader onların yolunu tekrar birleştirir. Alzheimer hastası olan Allie'nin son günlerinde yanında Noah vardır ve kendi aşklarını ona hikaye olarak anlatmaktadır.